Sovyet Arşivlerinde Ermeni Meselesi

Sovyet arşivlerindeki belgeler, esas olarak 1917 sonrasına ait olmakla birlikte Sovyet yetkililerinin geçmiş olayları değerlendiren birçok yorumunu da içermektedir.

Ermeni meselesi, emperyalizm meselesidir: Lenin ve Stalin gibi Sovyet iktidarının en üst düzey liderleri, Ermeni Bolşevik teorisyenleri, Ermeni meselesinin özüne ilişkin birçok saptamada bulunmuşlardır. Yazışmalara, raporlara yansıyan bu saptamalara göre Ermeni meselesi, emperyalist devletler tarafından Türkiye’nin paylaşılmasında bir araç olarak kullanılmıştır. Türkiye, paylaşılmaya karşı kendi vatanını savunmuş ve haklı bir savaş vermiştir. Yaşanan trajedinin sorumluları ise Ermenileri kullanma politikası güden emperyalist devletler ve onların planlarına alet olan Taşnaklardır.

Taşnak Ermenistanı’nın oynadığı rol ve etnik temizlik politikası: Sovyet önderleri, Taşnak Ermenistanı’nın İngiliz politikası gereği devrimci Türkiye ile Sovyet Rusya arasına bir duvar ördüğünü ve Birinci Dünya Savaşı sonrasında da emperyalizmin bölgedeki bir taşeronlarından biri olduğunu saptamışlardır. Taşnak Ermenistanı, Batı’nın Doğu’daki planlarını gerçekleştirmede bir üs görevi görmüştür.

Sovyet belgeleri, Taşnakların yaklaşık bugünkü Ermenistan sınırları içerisinde yaptıkları etnik temizliği de kanıtlamaktadır. “Saf” milli bir devlet kurma adına Müslüman nüfusun önemli bir kesimi Taşnak iktidarı tarafından ortadan kaldırılmıştır. Ayrıca Kilikya olarak adlandırılan Adana, Maraş bölgesinde de Fransızların himayesi altında sistematik olarak Müslüman nüfus kılıçtan geçirilmiştir. Ermeni nüfus da Taşnak diktatörlüğünden payını almıştır. Ermeni halkının Taşnak zulmüne uğradığı Sovyet belgelerince saptanmaktadır.

Türk-Sovyet ittifakı ve Taşnak Ermenistanı’nın ortadan kaldırılması: Sovyet arşiv belgelerinin açık bir şekilde kanıtladığı üzere Ermenistan’da, Türk Ordusu’nun ve Kızıl Ordu’nun askeri işbirliği sonucunda Taşnak iktidarına son verilmiş ve Sovyet iktidarı kurulmuştur. Bugün soykırım olarak adlandırılan Türk Ordusu’nun Ermenistan üzerine harekâtı, en üst düzeydeki Sovyet yetkilileri tarafından desteklenmiş ve ilerici bir hareket olarak değerlendirilmiştir. Türkiye’nin bu harekâtı, vatan savunması kapsamında görülmüştür.

Bugün Ermeni milliyetçilerinin en az Talat ve Enver paşalar yanında Sovyet liderliğine de saldırması bu yüzdendir. Rusya Ermeni Birliği, “Ermeni Sorkırımının Koruyucuları ve Suç Ortakları” başlıklı bir kitapta bu yöndeki belgeleri derlemiş ve Lenin’leri, Stalin’leri sözde Ermeni soykırımının suç ortakları olarak değerlendirmiştir. Ermeni diasporası, siyaset ve bilim çevreleri, “Ermeni soykırımında” Rusya’nın Türkiye ile eşit sorumluluğa sahip olduğunu vurgulamakta, bu içerikte yayınlar çıkarmakta, toplantılar düzenlemektedirler. Burada altını çizmek gerekir ki, Ermeni çevreleri, Sovyet devleti üzerinden Rusya’yı mahkûm etmek peşindedirler.

İkinci Dünya Savaşı’nda Taşnakların Nazi güdümlü politikası: Taşnaklar, Birinci Dünya Savaşı’nda üstlendikleri rolü İkinci Dünya Savaşı’nda da oynamışlardır. Bu sefer Hitler Almanyası’nın yanında Taşnaklar, faşist Alman orduları için gönüllü birlikler oluşturarak bölge halklarına karşı yeni bir suça imza atmışlardır.

Müslüman nüfusun Ermenilerden kat kat fazla olması: Gerek Çarlık gerek Sovyet belgeleri, bölgede Müslüman nüfusun tehcir öncesinde de Ermeni nüfusla karşılaştırılmayacak kadar çok olduğunu kanıtlamaktadır.

Dr. Mehmet Perinçek – 150 Belgede Ermeni Meselesi (Rus Devlet Arşivlerinden)

Nâzım’ın şiirlerini cezaevinden kaçıran çocuk

Dr. Mehmet Perinçek

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladığımız bugün sizlere Nâzım Hikmet’in cezaevinde yazdığı şiirlerini sayesinde okuduğumuz küçük İbrahim’in öyküsünü aktaracağız. Bununla birlikte büyük şairin Türkiye’deki çocuklar üzerine kaleme aldığı Türkiye’de yayımlanmamış bir yazısını da sizlerle paylaşacağız.

Nâzım’ın “Deti Moyey Stranı” (Ülkemin Çocukları) başlıklı yazısı, Sovyetler Birliği Komünist Partisi (SBKP)’nin gençlik örgütlenmesi Komsomol Merkez Komitesi ve izci örgütlenmesiyle benzerlikler taşıyan Komsomol’un bünyesindeki çocuklara yönelik Piyoniyer teşkilatının ayda bir çıkardığı “Pioner” dergisinde (No.1, Ocak 1952) yayımlanmıştır. 1924 yılında yayın hayatına başlayan, Piyoniyerlere ve okul çocuklarına hitap eden edebiyat-sanat ve toplumsal-siyaset dergisinin tirajı, 1975 yılında 1,5 milyonu aşmıştır. Nâzım’ın yazısında köy ve şehir hayatından çocukların ve ailelerinin yoksulluklarını anlatan fotoğraflar da kullanılmıştır.

İŞÇİ HÜSEYİN

Nâzım, Türkiye’de ilk kez yayımlanan yazısına “Evlatlar, ülkemde emekçilerin çocuklarının nasıl yaşadığını sizlere anlatmak istiyorum” sözleriyle başlar. Nâzım’ın ifadesiyle Türkiye’de kapitalistlerin, toprak ağalarının ve üst düzey bürokratların şımarık, tembel çocuklarıyla halk çocukları arasında ortak hiçbir şey yoktur. Oyuncaklar, spor, okullar, temiz kıyafet, besleyici yiyecekler, doktorlar, bunların hepsi sadece zengin çocukları içindir, Türkiye’deki çocukların büyük çoğunluğu olan halk çocukları ise bunların hepsinden mahrumdur. Nâzım, sözlerine şöyle devam eder:

“Mesela bir işçi çocuğunu örnek alalım. Diyelim ki ismi Hüseyin olsun. Hüseyin, sene boyunca güneş görmeyen, yazın tozdan boğulunan, kışın ise çamurdan yürümenin mümkün olmadığı fakir mahallelerden birinde yaşamaktadır. Hüseyin, on bir yaşındadır, günde on saat mekanik fabrikasında çalışmaktadır. Fabrikada işlenen demir parçalar, o kadar ağırdır ki, Hüseyin, onları zayıf kollarıyla zorlukla kaldırabilmektedir. Öyle yorulmaktadır ki, iş zamanında gözleri kendiliğinden kapanmaktadır ve o an ustasından iyi bir dayak yer. Hüseyin’in hiçbir zaman oyuncağı olmamıştır, tek bir kitabı yoktur. İlkokul ikinci sınıfı bitirmeden ailesini geçindirmek için fabrikaya çalışmaya gitmiştir. Tüm hayatı boyunca iki-üç kilodan fazla et yememiştir. Bütün çocuklar gibi Hüseyin de şekeri çok sever, ama bir tek büyük bayramlar da yiyebilir. On saat çalışmanın karşılığında Hüseyin, kırk beş kuruş kazanmaktadır, ancak yarım kilo ekmek otuz kuruştur. Çalıştığı tüm günün sonunda Hüseyin, eve sadece yaklaşık bir kilo ekmek götürebilmektedir.”

ÇIRAK VE KÖYLÜ ÇOCUKLAR

Nâzım, bir işçi çocuğunun hayatını tasvir ettikten sonra kunduracının on iki yaşındaki çırağını ele alır. Çırak, ustasından para bile almamakta, günde on dört-on beş saat karın tokluğuna çalışmaktadır. On iki yaşını doldurunca kalfa olacak ve günde yüz kuruş kazanacaktır. Eski, neredeyse yıkık, taş bir evin rutubetli ve karanlık bodrum katındaki küçük bir atölyede çalışmaktadır. Nâzım, doktora görünmesi durumunda çocuğa verem teşhisi konulacağından emindir.

Nâzım, köylü çocukların da hayatının zor ve mutsuz olduğunu belirtir. Fakir bir köylünün oğlu olan Ahmet, dokuz yaşındadır. Çok sayıda erkek ve kız kardeşi vardır, ancak sadece ikisi hayatta kalabilmiştir. O ve abisi. Ahmet’in ne çorabı vardır ne de çarığı. Tüm sene yalınayak dolaşmaktadır. Altı yaşından beri dağlarda çobanlık yapmaktadır. Yazın yakıcı güneşin alnında, kışın ise yağmurun ve karın altında. Nâzım, Ahmet’in okuma bilmediğinin ve öğrenmeyeceğinin de altını çizer. Nâzım’ın anlatımıyla Ahmet, bütün yaşıtları gibi yakında tarlada çalışmaya başlayacaktır. Ahmet’in tek bildiği üç yemek çeşidi ise çorba, haşlanmış kabak ve ekmektir. Hayatında et, tek kez zengin bir köylünün düğününde boğazından geçmiştir. Üç kere kümesten gizlice yumurta almış, bundan dolayı babasından ölümüne dayak yemiştir. Çünkü dört adet tavuklarının yumurtalarını, tek ineklerinin sütünü ve yağını kendileri yememekte, pazara götürüp tuz ve gazyağının parasını çıkarmak için satmaktadırlar. Nâzım, diğer taraftan Ahmet’in iki yaşından beri sıtma hastası olduğunu ifade eder. O yüzden şişkin bir göbeği, kansız, sarı bir yüzü vardır. Ancak Ahmet, doktor nedir bilmemektedir. Köyde hastabakıcı dahi yoktur.

EMPERYALİZMİN AÇ BIRAKTIĞI ÇOCUKLAR

Nâzım, yazısında emekçi çocuklarının hayatlarından örnekler verdikten sonra Türkiye’de o dönemki iktidarın siyasetlerini sert bir şekilde eleştirir ve Amerikan emperyalizminin ülkedeki varlığına dikkat çeker:

“Benim öz vatanım, Türkiye, şuan Amerikan emperyalistlerinin sömürgesine dönüşmüş durumda. Büyük Türk kapitalistleri, toprak ağaları ve bürokratlar onu Amerikalılara sattılar. Amerikalı kapitalistler ve generaller, Türkiye’de aklına gelen her şeyi yapıyorlar. Ülkeyi kendi mallarıyla doldurdular, Türk fabrikaları ve zanaatkârlarının atölyeleri ise kapanıyor. Günden güne işsizlik artıyor. İşçi çocukları hep daha az ekmek yiyor, evlerinin sobalarında hep daha az kömür yanıyor. Aç çocuklar, sokaklarda dileniyor. Yüz binlerce çocuk, köprü altlarında ve harabe binalarda geceliyor.

Alay eder gibi Türkiye’ye yardım planı olarak adlandırılan Marshall Planı’na, bu alçak plana göre büyük Türk toprak ağaları, Amerikan traktörü aldılar. Bütün topraklarından önceden bu toprakları işleyen binlerce yoksul köylüyü kovdular. Topraksız köylüler, eş ve çocuklarıyla iş aramak için yollara düştü. Ancak iş bulmak neredeyse imkânsız ve onlara dilenmekten başka bir şey kalmamış durumda.

Çok sayıda aç ve hasta köylü çocukları, yol kenarlarında ölüyor.”

Nâzım, halk çocuklarının bu şekilde yaşamalarına rağmen, korkunç ve yoksul hayatın onları eğip bükemediğini yazar. Türk halkı, barış ve Türkiye’nin milli bağımsızlığı için Amerikan emperyalizmine ve yerli uşaklarına karşı mücadele etmektedir. Barış mücadelesine çocuklar da katılmaktadır.

NÂZIM’IN İBRAHİM’E TEKLİFİ

Nâzım, bu savaşçılardan birini derginin çocuk okurlarına anlatmak istediğini belirtir. Onun adı İbrahim’dir. Zayıf, dar omuzlu, mavi gözlü bir çocuktur. Herhalde on yaşındadır. Nâzım, İbrahim’in babasının kendisiyle hapishanede yattığını söyler. İbrahim’in babası terzidir ve vergilerini ödeyememiştir. Bunun üzerine atölyesine el koymaya geldiklerinde memurlardan birini yaralamıştır. Babasına yedi buçuk sene hapis cezası verilince İbrahim de ailesine, hasta annesine ve küçük kız kardeşine bakmak zorunda kalmış ve tekstil fabrikasında çalışmaya başlamıştır.

İbrahim, her hafta hapishaneye babasını ziyarete gelir. Nâzım da onunla arkadaş olmuştur. Bir keresinde Nâzım ve İbrahim’in babası hastalanmıştır, bunun üzerine onları hapishanenin revirine kaldırmışlardır. O zaman İbrahim, revire daha sık gelebilmiş ve daha uzun süre onların yanında kalabilmiştir. İbrahim, Nâzım’a her konuda, özellikle de başka ülkelerde işçi çocuklarının nasıl yaşadıkları hakkında merakla sorular sormuştur. Nâzım, ona Sovyetler Birliği’ni, Sovyet çocuklarının nasıl mutlu yaşadıklarını, dürüst insanların nasıl barış için mücadele verdiklerini anlatmıştır. Bir keresinde Nâzım, İbrahim’e şiirlerinden birini okumuş, o da şiiri hemen ezberlemiştir.

Nâzım, sonrasında yaşananları derginin sayfalarında şu şekilde anlatmıştır:

“Revirde birçok şiir ve makale yazmıştım. Bir şekilde onları dışarı göndermem gerekti. O zamana kadar şiirlerimi dışarı çıkarmayı başarmıştım. Bunun nasıl yapıldığını size anlatamam, çünkü şuan da hapishanede yatan yoldaşlarım, aynı imkânı kullanıyorlar. Ancak revirde bu mümkün değildi. Düşündükten sonra İbrahim’den yardım istedim. Jandarma ve gardiyanlar, girişte ve hapishaneden çıkışta çocukları çok sıkı aramıyorlardı. İbrahim’e işin özünü anlattım ve o da hemen kabul etti.

İbrahim,- dedim, eğer ki aramada bu şiirleri bulurlarsa, seni tutuklarlar.

Tutuklasınlar,- dedi İbrahim.

Sana vuracaklar ve eziyet edecekler.

Yapsınlar!

Seni ıslahevine atacaklar ve hasta annen ve küçük kız kardeşin aç kalacaklar.

İbrahim, biraz düşündü, sonra nasırlı, işçi, çocuk elini bana uzatıp şöyle dedi:

Şiirleri verin, amca, gereken yere ulaşmaları ve herkesin okuması için onları dışarı çıkarmak gerek.

Ona şiirlerimi verdim ve gereken yere ulaştılar. Onlar da İbrahim’in, on yaşındaki işçi İbrahim’in sayesinde barış mücadelesinde görevlerini yerine getirdiler.”


Küçük İbrahim kim?

Nâzım, küçük İbrahim’le ilgili anısını yazarken çocuk okuyucularına cezaevinden şiirlerini nasıl çıkardığını yazmamış, çünkü o sırada da o yöntemin cezaevi arkadaşları tarafından kullanıldığını belirtmiştir. Nâzım’ın bu şekilde, yazısı Türk makamları tarafından okunduğu takdirde arkadaşlarının başının derde girmesini engellemek istediği görülmektedir. Bu durum, küçük İbrahim ve ailesi için de geçerli olmalıdır. Dolayısıyla büyük şairin bu yazısında verdiği genel bilgilerin onların gerçek kimliklerini gizlemeye yönelik olduğu düşünülmelidir. Öyle ki Nâzım, bu yazıyı yayımladığı 1952 senesinin başında Türkiye’den daha yeni ayrılmış, dolayısıyla bu konudan kaynaklı yaşanabilecek sorun daha güncelliğini korumaktadır.

Bunlar göz önünde bulundurulduğunda Nâzım’la ilgili aşağıdaki anısını anlatan Mustafa Kumarslan’ın “küçük İbrahim” olma ihtimali vardır:

“Ruhsatsız silah bulundurmaktan 1949 yılında Bursa Cezaevine giren babam, aynı zamanda Demokrat Partinin Yenişehir Teşkilatı kurucularındandı. İçeri alınmasında bunun da payı olduğunu düşünüyorum. Ben 1934 doğumluyum. Bursa Cezaevine babamı ziyarete annem, ağabeyim ve hala çocuklarımla giderdim. Cezaevi ziyareti öncesi pazara uğrar, karpuz ve değişik meyveler alır, yola öyle koyulurduk. Oradakiler buna çok sevinirlerdi. Babam, hem kalp hastası olduğu hem de altı ay gibi kısa bir ceza aldığı için revirde, Nâzım Hikmet’le kalmıştı. Ben ve yanımdaki çocuklar onların kaldıkları odaya kadar giderdik. Ben, onu ve kaldığı odayı bugün gibi hatırlıyorum:

Nâzım Hikmet, çizgili bir pijama giymişti. Karyolasının üstünde uzanmış, elinde de bir kitap vardı. Bizi görünce kitabı kapatıp yastığının başucuna koyarak babama seslenmişti: ‘Celil! Bu çocukların hepsi senin mi?’ Babam da: ‘Bunlar yarısı, yarısı da köyde!’ diye cevap vermişti.

Nâzım Hikmet bizleri çok sevmişti. Babama ve bize başka başka sorular da sorardı. Okuyup okumadığımızı, öğretmenlerimizin cumhuriyeti anlatıp anlatmadıklarını…

Nâzım Hikmet, babamı çok sevmiş. Ona: ‘Senin resmini yapacağım Celil’ demiş. Ceviz çerçeveye gerdiği beze, başlamış babamın resmini yapmaya. Ama babam, Nâzım Hikmet’in karşısında sabit durmazmış. Nâzım Hikmet, ara ara seslenir, yüzüne bakıp tekrar gönderirmiş babamı.”

(Güney Özkılınç, Yüzümde Nâzım İzi Var:
Nâzım’ın Bursa’daki İnsanları, Evrensel Basım Yayın, İstanbul, Mayıs 2012)


Orhan Kemal, Nâzım’ın çocuk sevgisini anlatıyor

Nâzım Hikmet’le Bursa Cezaevi’nde üç buçuk yıl birlikte yatan Orhan Kemal de onun çocuk sevgisine ve çocuklarla kurduğu canlı ilişkilere tanık olmuştur ve anılarında buna dair şu satırları yazmıştır: “İnsan soyuna karşı sevgisi sonsuzdu. O kadar ki, bunu bir ‘din’ haline getirmişti. Hele çocuklar… Ağlayan bir çocuğu kucağına aldığı zaman çocuğun sustuğuna şahit olmadım ama, tereddütsüz iddia edebilirim, her çocuk onunla ‘ahbap’ olabilirdi.

Bir gün onun bu yanını göz önünde tutarak, bir şiir yazmıştım, gösterdim.

– Bunu, dedim, sizin üstünüze yaktım üstat!

Aldı, okudu. Okurken burnunun kanatları titriyordu, gülmemek için kendini sıktığı belliydi:

‘Kırk yaşında çember çevirebilmek,

sabun balonları üfliyebilmek havaya.

Kilerden reçel çalmak,

Gizli deliklerden gözetlemek komşu kızını!

Pırıl pırıl bir gümüş tatlı kaşığında

kırmızı gül reçelidir, çocukluk.

Kırk yaşında çember çevirebilmek,

Sabun balonları üfliyebilmek havaya!

Sevebilmek dünyayı ve insanları,

Sevebilmek, her şeye rağmen

Sevebilmek sevebilmek…

Sabun balonları üfliyebilmek havaya!’”

(Orhan Kemal, Nâzım Hikmet’le Üç
Buçuk Yıl, Sosyal Yayınlar, İstanbul, 1965, s.55-56.)


‘Dünyayı verelim çocuklara’

Nâzım Hikmet’in “Dünyayı Verelim Çocuklara” adıyla bilinen aşağıdaki başlıksız şiiri, Rusçaya da çevrilmiş ve bestelenmiştir. Müziğini David Tuhmanov’un yaptığı “Dadim Şar Zemnoy Detyam” isimli parça, Sovyetler’in Sofiya Rotaru gibi önemli şarkıcıları tarafından da seslendirilmiştir:

Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne

allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar

oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında

dünyayı çocuklara verelim

kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi

hiç değilse bir günlüğüne doysunlar

dünyayı çocuklara verelim

bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı

çocuklar dünyayı alacak elimizden

ölümsüz ağaçlar dikecekler

21 Mayıs 1962, Moskova

N. Nerimanov’un Evi (Müze)

Sovyet Azerbaycanı’nın kurucusu, sosyalist hareketin lideri, Türk Kurtuluş Savaşı’nın büyük destekçisi Nerimanov’un 1913-1918 arası yaşadığı ev şimdi müze. Fotoğraftaki çalışma masasında. Nerimanov’un diplomatik pasaportu, Atatürk, ilk Türkiye elçisi Abilov ve Nerimanov’un Atatürk’e telgrafı. Nerimanov’un Bakû’deki heykeli.


Nerimanov’un erkek kardeşinin torunu olan müze müdürü Kamile Hüseynova ile birlikte.

Qobustan Milli Parkı

Azerbaycan’ın Qobustan kentindeki en eskisi MÖ 15000 yıllarına ait kaya resimlerinden örnekler. UNESCO dünya mirası kapsamına aldı.

Neriman Nerimanov Parkı

Azerbaycan sosyalist hareketinin lideri, Sovyet Azerbaycan’ın kurucusu ve Türk Kurtuluş Savaşı’nın büyük destekçisi Neriman Nerimanov’un adının verildiği park ve heykeli. II. Dünya Savaşı Sovyetler Birliği kahramanı Mirza Veliyev’in parktaki büstü. (Qusar kenti, Azerbaycan)

Azerbaycan’ın Quba kentindeki anıt-mezar

Azerbaycan’ın Quba kentinde 31 Mart 1918 tarihinde Taşnaklar tarafından katledilen 400 kişinin anıt-mezarlığı. Toplu mezar, burada yapılmak istenen stadyumun inşaatı sırasında tesadüfen bulunmuş. Katledilen insanların çoğu hançer darbesiyle öldürülmüş. Anıt-mezardaki iki beyaz yapı, saplanan hançerin dışarıda kalan saplarını temsil ediyor. O beyaz yapıların, yani toprağın altında da belge ve fotoğraflardan oluşan bir müze bulunuyor.

Azerbaycan’ın Quba kentindeki Yahudi mahallesinin Karabağ Savaşı şehidi. Adı mahalledeki bir caddeye de verilmiş.

Yahudi mahallesinde iki sinagog var. Ayrıca birçok evin çatısında ya da duvarlarında David yıldızını görmek mümkün.

Azerbaycan’ın Quba kentindeki Cuma Camii

Azerbaycan’ın Quba kentindeki Cuma Camii. 1802 yılında yapımı tamamlanan caminin kubbesindeki işlemeleri 1950’lerde Leningradlı bir Sovyet kadın sanatçı tarafından yapılmış. 1918 sonlarında Bakû’den Dağıstan’a geçerken Nuri Paşa cuma namazını burada kılmış.

Vladimir Mayakovskiy (Moskova Kültür Forumu)

Mayakovskiy’in 1914 Avangard turnesi sırasında Kazan’da çekilmiş meşhur fotoğrafının önünde.

2017 Yılı Haberleri

Mehmet Perinçek’in, yayına hazırladığı ve önsözünü yazdığı Y. Y. Lansere’nin “Ankara Yazı: Bir Sovyet Sanatçısının 1922 Yılı Notları ve Resimleri” başlıklı kitapla ilgili Aydınlık’ta çıkan yazısı.


Mehmet Perinçek, Rus Parlamentosu’nun alt kanadı Duma’da ve birçok yerel yönetimde temsil edilen ‘Rodina’ (Vatan) Partisi’nin 4. Genel Kongresinde bölgedeki gelişmeleri ve Türk-Rus ilişkilerini değerlendiren bir konuşma yaptı. 


Mehmet Perinçek’in, Aleksandr Dugin’le yaptığı ayrıntılı röportaj Yörünge dergisinin Aralık sayısında yayımlandı. Röportajdan bazı başlıklar: “Türk Ordusu’nun Suriye ve Irak Harekâtları Haklı” – “Rus Yayılmacılığının Zemini Yok” – “Davet Etmiyoruz, Birlikte Kuracağız” – “İsrail’in ‘Kürdistan’ Planına Son Veririz” – “Denktaş, Bende Büyük İz Bıraktı” – “NATO, Kürt Kartını Oynuyor, Darbe Tezgâhlıyor” – “Türk Ordusu’nu Güçlü Kılan NATO Değil, Askeri Ruh” – “Darbenin Amacı İç Savaş Çıkarmaktı” – “Kürtler, Başkalarının Oyununda Rehin Alındılarını Görecekler” – “Kürt Milli Devletinin Temeli Yok” – “Rusya’da Da Paralel Devlet Var” – “İslam Dünyası, Batı Hıristiyanlığından Bize Daha Yakın” – “Avrupa’da Milliyetçiler ve Göçmenler Bir Araya Gelmeli” – Atatürk, Stalin, Putin, Gorbaçov İçin Ne Dedi?

Odatv‘deki haberi. Aydınlık‘taki haberi. PDF formatında okuyabilir ve indirebilirsiniz.


Mehmet Perinçek, Ulusal Kanal Ana Haber’de Türkiye, Rusya ve İran devlet başkanları arasında, Rusya’nın Soçi kentinde yapılan üçlü zirveyi değerlendirdi. 


Mehmet Perinçek’in, ABC Gazetesi’nde çıkan “Mehmet Perinçek’ten Büyük Sovyet Ansiklopedisi’ne Sansür” başlıklı habere gönderdiği cevap metni. Aydınlık‘taki haberi.


Mehmet Perinçek, son NATO krizini Rus geopolitica.ru sitesine değerlendirdi.


Mehmet Perinçek, 10 Kasım’ı, Perinçek-İsviçre davasını, Karabağ sorununu ve Türk-Rus-Azeri ilişkilerini Azerbaycan internet televizyonu Mısra’ya değerlendirdi.

Прямой эфир с Мехмет Перинчеком, с сыном Догу Перинчека, турецкий политик который победил суд против Швейцарии в ЕСПЧ: Суд признал ограничением права на свободу слова осуждение за отрицание “геноцида армян”, ВО ВСЕХ странах которые входят в Совет Европы!


14-22 Ekim tarihleri arasında Rusya’nın Soçi kentinde gerçekleşen 19. Dünya Gençlik ve Öğrenci Festivali’nin düzenleyicilerinden Darya Dugina, “Jeopolitik fikirler açısında en zengin tartışmalar “Küresel Politika ve Gündemi: Barış Nasıl Korunur?” başlıklı paneller serisinde yapıldı. Konuşmacılar arasında Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Dışişleri Bakanlığı’nın resmi sözcüsü Mariya Zaharova, Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Moskova Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Rektörü Anatoliy Torkunov, yabancı davetlilerden de İtalya’nın eski Dışişleri Bakanı Franco Frattini, Fransa-Rusya Derneği’nin Başkanı André Michel Chanclu, Türk siyaset bilimci Dr. Mehmet Perinçek, Russia Today’in ünlü Amerikalı gazetecisi Calep Maupin, Fransız Askeri Akademisi’nden Prof. Dr. Thomas Flichiy vardı. Bütün konuşmaların ana çizgisi, tek kutuplu dünyanın sonun geldiğinin, küreselleşmenin çöktüğünün tespiti oldu. Bütün konuşmaların amacı, gençleri yeni çok kutupluluğun yeni doktrininin ortaya çıkarılmasına davet etmekti.”


Mehmet Perinçek, İran’ın Mehr Haber Ajansı’na bölgedeki gelişmeler ve IKYB’deki referandumla ilgili röportaj verdi.


Çanakkale Arıburnu’nda şehit düşen dedemin babası Yüzbaşı Vasfi Bey’i araştırıp yazmışlar: “Elinde kılıcıyla düşmana hücum eden Yüzbaşı Mustafa Vasfi Efendi, bölüğün önünde kahramanca mücadele ederken şehadet mertebesine ulaştı.”

Dr. Mehmet Perinçek


Mehmet Perinçek’in Sputnik Moldova’ya Türkiye-NATO-Moldova ilişkileri ve ABD’nin Ortadoğu planları üzerine verdiği röportaj.


Ulusal Kanal’ın Rusya’nın Soçi kentinde gerçekleşen 19. Dünya Gençlik ve Öğrenci Festivali’nde Mehmet Perinçek’le yaptığı röportaj. 


Siyaset Bilimci Dr. Mehmet Perinçek Dünya Demokratik Gençlik Federasyonu tarafından Rusya’da 19’ncusu düzenlenen Dünya Gençlik ve Öğrenci Festivali’nde konuştu. Mehmet Perinçek’in Soçi’deki konuşmasında salonun tamamı doldu. Salona Rusça seslenen Perinçek konuşmasında “Bölücü ve gerici teröre karşı Rusya ve Ortadoğu ülkeleriyle birlikte çabalarımızı birleştirmemiz gerekiyor” dedi.


Mehmet Perinçek’in Rusya’nın Soçi kentinde gerçekleşen 19. Dünya Gençlik ve Öğrenci Festivali’nin terör konulu panelinde yaptığı konuşma, Filistin Ortodoksları Derneği’nin sitesinde.


Mehmet Perinçek’in, Rusya’nın Soçi kentinde gerçekleşen 19. Dünya Gençlik ve Öğrenci Festivali’nin terör konulu panelinde yaptığı konuşma, Rus geopolitica.ru sitesinde “NATO, Türkiye için temel tehdit” başlığıyla yer aldı.


Rusya’da düzenlenen 19. Dünya Gençlik ve Öğrenci Festivali olimpiyat şehri Soçi’de başladı. Tarihteki en büyük gençlik festivali olan etkinlikte Türkiye’yi ise Rusya Ulusal Gençlik Meclisi’nin davetiyle Vatan Partisi Öncü Gençlik temsil ediyor. Etkinlik 1 hafta boyunca tartışmalar, sunumlar, tanıtımlar ve çeşitli kültür sanat faaliyetleriyle sürecek. Soçi’de üçüncü gün Türkiye’den akademisyen Mehmet Perinçek konferans verecek. Aydınlık‘taki haberi.


Nazım Hikmet’in Berlin günlerine dair gizli raporlar ve mektuplar, bilinmeyen yazılar ve ziyaretin bütün detayları ilk kez Toplumsal Tarih dergisinde yayımlandı.
Mehmet Perinçek’in yayımladığı bir mektuba göre Nazım Hikmet, ABD emperyalizmine karşı gelecek “Tek Milli Cephe” önerisini getiriyor. Hikmet, “Türkiye Komünist Partisi’nin faaliyetinin yeni şartlara intibak edebilecek ve aynı zamanda Amerikan emperyalizmine karşı Tek Millî Cephe’de öncü rol oynayabilecek şekilde örgütlenmesi” tavsiyesinde bulunuyor.
Nazım Hikmet, Türkiye’de ise Kore’de yaşanan savaşa katılan Türk askerlerinin ölmesi nedeniyle de ABD emperyalizmine yönelik artan bir tepki olduğunu analiz ediyor.


Mehmet Perinçek, Toplumsal Tarih’in Eylül sayısında, Nâzım Hikmet’in 1951 yılındaki Berlin ziyaretini ve bu ziyarete dair gizli raporları, mektupları ve bilinmeyen yazıları “Gizli Raporlar, Yayımlanmamış Yazılar ve Mektuplar: Nâzım Hikmet Berlin’de” başlıklı yazısıyla ilk kez okurla buluşturuyor.


Mehmet Perinçek 21 Ağustos günü gerçekleşen nikah töreniyle hayatını Ece Kırbaş ile birleştirdi.
Anne Şule Perinçek, Aydınlık gazetesindeki “Gün gelecek Türkiye’de düğün yapacağız” başlıklı yazısında kız isteme merasiminden, nikaha ve düğüne kadar tüm süreçleri anlattı.


Mehmet Perinçek, Abdullah Gül’ü ve son siyasi gelişmeleri Rus haber ajansı Sputnik’e değerlendirdi.


Mehmet Perinçek, Toplumsal Tarih Ağustos sayısında, “Nâzım Hikmet Kendi Piyeslerini Anlatıyor: ‘Fatma, Ali ve Diğerleri’, ‘İnek’ ve ‘Prag Saat Kulesi’” başlıklı yazısında, edebiyattan resme, mimariden tiyatroya kadar birçok farklı alanla ilgilenmiş olan Nâzım’ın yazdığı oyunlara, oyunlarla ilgili yorumlarına ve ilk kez yayımlanan konuşmasına yer veriyor.


NÂZIM HİKMET’E MEKTUP VAR

İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü öğretim üyesi tarihçi Mehmet Perinçek tarafından Toplumsal Tarih Dergisi’nde ilk kez yayınlanan mektuplar, eski Sovyet arşivlerinden gün yüzüne çıkartılırken, mektuplar evlatlarını kaybeden annelerin feryatlarını içeriyor. 57 yıl önce kaleme alınan mektuplar, o dönem Sovyet Kadınları Komitesi ve Tüm Birlik Sendikalar Merkez Konseyi’nin aylık yayın organı Sovyetskaya Jenşina dergisi aracılığıyla Nâzım Hikmet’e ulaşıyor.


Minerva dergisinin, Dr. Mehmet Perinçek ile “Rusya – Türkiye Dış İlişkileri” üzerine yaptığı söyleşi.


Dr. Mehmet Perinçek’ten “Sovyet İstihbaratçısının Kıbrıs Tanıklığı: 74 Harekâtı Öncesinde Yaşananlar”


Mehmet Perinçek, Rus televizyonuna 15 Temmuz ve sonrasındaki süreci değerlendirdi.


Mehmet Perinçek’in, Rus Vzglyad gazetesine Türk-Rus ilişkileri ve yeni Rus Büyükelçisinin atanmasıyla ilgili verdiği röportajın özeti:
“İkili ilişkilere dair temel sorunlar çözüldü. İlişkiler her geçen gün daha iyiye gidiyor. Örneğin Astana süreci, Suriye’deki işbirliği. Eğer Erdoğan Esad’ı devirme fikrinden vazgeçerse, bu iki ülke arasındaki ilişkileri daha da iyileştirir. Sadece Esad, Suriye’nin toprak bütünlüğünü sağlayabilir, Suriye’nin toprak bütünlüğü de Türkiye’nin toprak bütünlüğü anlamına gelmektedir. Rusya da kendi tarafından Suriye’de Kürt ayrılıkçılarıyla işbirliği fikrinden vazgeçmelidir.”


Sputnik’e konuşan tarihçi Dr. Mehmet Perinçek, Türkiye’nin Rusya’yla stratejik işbirliğine ve Şanghay İşbirliği Örgütü’ne üyeliğine doğru ilerlediğine işaret ederek “Aleksey Yerhov’un Rusya’nın yeni Ankara Büyükelçisi olarak atanması da Türkiye’nin bu sürecinde önemli rol oynayacak” dedi. Aydınlık‘taki haberi.


Mehmet Perinçek, Toplumsal Tarih Temmuz sayısında, “İlk Yazıları, Konuşmaları, Demeçleri: Nâzım Hikmet Moskova’da” başlıklı yazısıyla Nâzım Hikmet’in Moskova’ya gidişini, orada nasıl karşılandığını, neler yazdığını arşiv belgeleri eşliğinde aktarıyor.


Sözcü yazarı Emin Çölaşan: “Birkaç gün önce Mehmet Perinçek’in ilginç bir kitabını okuyordum: “Türk-Rus Diplomasisinden Gizli Sayfalar.” (Kaynak Yayınları.) İyi Rusça bilen araştırmacı Perinçek Rus arşivlerine girmiş, Türkiye ile ilgili olan ve bugüne kadar gün yüzü görmemiş belgeleri ortaya çıkarmış. Belgeler özellikle Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet’in ilk yıllarına ilişkin.”


Mehmet Perinçek’in, Toplumsal Tarih’te çıkan “Nâzım Hikmet” yazısının CNNTÜRK’teki haberi: “Mehmet Perinçek, Nâzım Hikmet’i büyük etki yaratan “Kız Çocuğu” adlı şiirini merkeze alarak anıyor ve bu şiir duyulduktan sonra, dört Japon kadının şaire gönderdiği mektupları aktarıyor.”


Mehmet Perinçek’in, Toplumsal Tarih’te çıkan “Nâzım Hikmet” yazısının Milliyet’teki haberi:  “Tarihçi Dr. Mehmet Perinçek, Toplumsal Tarih dergisinde Nâzım Hikmet’in 59 yıl önce Özbekistan’a yaptığı seyahatin bilinmeyen belgelerini gün yüzüne çıkardı. Rus-Sovyet devlet arşivlerinden çıkan belgeler arasında NATO’nun gizli fişleme kaydı var.”


54. yıldönümünde andığımız Nâzım Hikmet’in “Benim Portrem” (Moy Portret) başlığıyla sunulmuş hikâyesi, Türkiye’de ilk kez Mehmet Perinçek tarafından Aydınlık gazetesinde yayımlandı. Nâzım, burada Ocak 1830’da çıkmaya başlayan ve halen yayın hayatına devam etmekte olan “Literaturnaya Gazeta”da (Edebiyat Gazetesi) basılan bir portresi üzerinden esprili bir hikâye anlatmaktadır. Şairin muzip yanını gösteren bu yazının tam metnini Perinçek sizler için Türkçeye çevirdi. 


Mehmet Perinçek, Bilim ve Ütopya’nın Haziran sayısında, Nazım Hikmet’in Mayakovskiy ve Neruda’yı anlatan ses kayıtlarını ve yazılarını yayımladı.


Mehmet Perinçek, Teori dergisinin Haziran sayısında, Rusya’daki Türk esirlerin anayurtlarına iadesine dair belgeleri yayımladı.


Toplumsal Tarih Haziran sayısında Nâzım Hikmet’in ölümünün 54. yıldönümünde Mehmet Perinçek, “Kapıları çalan benim” diye başlayan dizeleriyle büyük etki yaratan “Kız Çocuğu” adlı şiirini merkeze alarak anıyor şairi ve bu şiir duyulduktan sonra dört Japon kadının Sovyetskaya Jenşina (Sovyet Kadınları) dergisi aracılığıyla Nâzım’a gönderdiği mektupları ve dergide yayımlanan cevabi yazıyı aktarıyor.


İnciraltı Tarih Cemiyeti Başkanı Eren Öztürk, Mehmet Perinçek’in “Avrasyacılık: Türkiye’deki Teori ve Pratiği” başlıklı kitabını yazdı.


Balıkesir Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Topluluğu, Dr. Mehmet Perinçek’in katıldığı “Dünden Bugüne Ermeni Meselesi” konulu konferans gerçekleştirdi.


Kocaeli Kitap Fuarı’nda kitaplarını imzalayan Mehmet Perinçek: “Milletin özgüven kazanması, ‘başarabiliriz’ demesi açısından, tarihimizi öğrenmek çok daha önem kazandı.”


Mehmet Perinçek’in Bilim ve Ütopya’nın Mayıs sayısında yayımladığı Nâzım Hikmet’in mimarlık üzerine notları.


Mehmet Perinçek, Erdoğan-Putin buluşmasını Rus haber ajansı Sputnik’in Azerbaycan koluna değerlendirdi.


Mehmet Perinçek, 1 Mayıs vesilesiyle Teori dergisinin bu ayki sayısında Sovyet sendikacılarının Türk tramvay işçilerine 1926’da gönderdikleri mektubu yayımladı.


Mehmet Perinçek, Toplumsal Tarih Mayıs sayısında, Nâzım Hikmet’in 1958 yılında yaptığı Orta Asya seyahatine ilişkin izlenimlerini bizzat şairin kaleme aldığı makaleler eşliğinde okurla buluşturuyor.


Mehmet Perinçek’in röportajının da yer aldığı Azerbaycan’ın CBC kanalında Ermeni meselesi üzerine yayımlanan belgesel. 


Halil Nebiler’in Ulusal Kanal’da sunduğu Televizyon Gazetesi programında Adnan Bulut, Mehmet Perinçek’in Rus devlet arşivlerinde elde ettiği belgelerle yazdığı kitaplardan bahsetti. 


Mehmet Perinçek, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda Aydınlık‘ta “Nâzım’ın Şiirlerini Bursa Hapishanesinden Kaçıran Çocuk”u yazdı.


Mehmet Perinçek’in de konuşma yaptığı, 21 Nisan 1915 Van Ermeni katliamının 102. yıldönümü anısına, Talat Paşa Komitesi tarafından Ankara’da düzenlenen etkinlik ve sempozyumun haberi.


Milliyet yazarı Melih Aşık:

ZAMAN TRENİ…
İki genç tarihçi, Özlem Kumrular ve Mehmet Perinçek’in sohbetlerinden oluşan lezzetli bir tarih kitabı… Tarihin yazmaya fırsat bulamadığı ayrıntılar var kitapta…
Öğretici ve düşündürücü bir kitap…


Mehmet Perinçek’in Brezilya televizyon kanalına referandumla ilgili verdiği röportajın bir bölümü. 


Mehmet Perinçek’in makalesinin de yayınlandığı kitapla ilgili Azerbaycan APA ajansının haberi ve Perinçek’ten aldığı demeç.


Mehmet Perinçek, Kerkük’teki gelişmeleri Rus haber ajansı Sputnik’in Azerbaycan koluna değerlendirdi.


Mehmet Perinçek, Ulusal Kanal’da Gülgûn Feyman’ın sunduğu “Nasıl Yani?” programında, Rusya’da St. Petersburg metrosundaki terör saldırısını, AKP hükümeti tarafından “Kürdistan” bayrağının Ankara ve İstanbul gönlerine çekilmesinden sonra Barzani’nin Türkmen kenti Kerkük’e “Kürdistan” bayrağı astırmasını, Kerkük’ü Irak Kürt Bölgesel Yönetimine bağlamak için referandum kararı almasını, AKP Diyarbakır İl Başkanlığının vatan haini Şeyh Sait’li ‘Evet’ afişi hazırlamasını, Ermeni meselesini ve Trump dönemindeki Türkiye-ABD ilişkilerini konuştu. 


Mehmet Perinçek, Nâzım Hikmet’in gençlik üzerine Türkiye’de şimdiye kadar yayımlanmamış iki yazısını Aydınlık‘ta sizlere sunuyor. Ulusal Kanal, Odatv ve ABC Gazetesi‘ndeki haberi.


Mehmet Perinçek, Bilim ve Ütopya’nın Nisan sayısında Türkiye’de ilk kez kullanılan kaynaklarla “İki Rus Aydınının Gözüyle 1908 Devrimi”ni yazdı.

Bilim ve Ütopya’daki makaleyi tamamlayıcı belge ve kaynaklar için bkz. “Stambulskie Novosti’de Jön Türk Devrimi (Türkiye’de çıkan ilk Rusça gazete)” 


Mehmet Perinçek, Teori dergisinin Nisan sayısında Türk-Sovyet askeri işbirliğini ortaya koyan Taşnak-Menşevik belgelerini yayımladı.


Yeni çıkan “Ermeni Sorununa Disiplinler Arası Bakış (Tarih-Siyaset-Hukuk)” isimli kitapta Mehmet Perinçek’in de “Rus Arşiv Belgelerinde Sevk ve İskân Kanunu’nun Gerekçeleri ve Uluslararası Hukuk Kararları” başlıklı tebliği yayımlandı.


Mehmet Perinçek, Rus Ren TV kanalında gösterilen “Deniz Savaşı” başlıklı belgeselde Karadeniz meseleleri üzerine konuştu. 

Belgeselin tamamını izlemek için bkz. 


Mehmet Perinçek’in, Azeri haber ajansına verdiği demeç: “Güney Kafkasya’da sorunların çözümü sadece Türkiye, Rusya ve İran’ın çabalarını birleştirmesi halinde mümkündür.”



Sözcü Gazetesi yazarı Emin Çölaşan, Özlem Kumrular ve Mehmet Perinçek birlikte hazırladığı “Zaman Treni” kitabındaki Semih Tezcan’la yapılmış “Emil Ludwig’in Atatürk’le söyleşisi” konulu söyleşiyi yazdı.


Nazım Hikmet’in bilinmeyen bir yazısı ortaya çıktı. Türkiye’de ilk kez yayımlanan ve dilimize ilk kez çevrilen “Türkistanlı Bolşevik Hacı” başlıklı yazıda, Nazım, Kurtuluş mücadelesinde Kuvayı Milliye’ye destek için Anadolu’ya gelen “Türkmenistanlı Bolşevik Hacı”nın hikayesini anlatıyor. Dr. Mehmet Perinçek’in Rusçadan çevirip, yayına hazırladığı yazı, 100. yılında Ekim Devrimi’nin ve sosyalist devrimlerle milli kurtuluş savaşları arasındaki kopmaz bağın önemini ortaya koyuyor.


Mehmet Perinçek’in, Almanya’da yaşayan Türkler tarafından çıkartılan Mocca dergisine 15 Temmuz Amerikancı-Fetullahçı darbe girişimi üzerine verdiği röportaj.


Mehmet Perinçek’in Bakû’deki konferansta Ermeni milliyetçiliğinin kökleri üzerine yaptığı konuşmanın haberi.


Mehmet Perinçek’in de konuşmacı olduğu Bakû’deki “Dağlık Karabağ Sorunu: Kökleri, Barıştırma ve Sivil Toplumun Rolü” konferansın Ermeni katılımcılarıyla Bakû’de yaptığı gezinin haberi. En altta fotoğraflar da bulunuyor.


Mehmet Perinçek’in, Azeri haber ajansına verdiği demeç: “Suriye’deki Türk-Rus-İran işbirliği Karabağ sorununun çözümüne örnek olmalı.”


Mehmet Perinçek’in de konuşmacı olduğu Bakû’deki “Dağlık Karabağ Sorunu: Kökleri, Barıştırma ve Sivil Toplumun Rolü” başlıklı uluslararası konferansı Rus, Azerbaycanlı, Ermeni, Gürcü katılımcılarla başladı.


Mehmet Perinçek, Bakû’de 13-15 Mart 2017 tarihleri arasında gerçekleşecek olan “Dağlık Karabağ Sorunu: Kökleri, Barıştırma ve Sivil Toplumun Rolü” başlıklı uluslararası konferansla ve Türkiye-Ermenistan ilişkileriyle ilgili Azerbaycan haber portalı Azeri.Today’e röportaj verdi.


Mehmet Perinçek, Bakû’de 13-15 Mart 2017 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan “Dağlık Karabağ Sorunu: Kökleri, Barıştırma ve Sivil Toplumun Rolü” başlıklı uluslararası konferansta “«Григорий Арцруни и корни расизма и коллаборационизма армянского национализма” (Grigoriy Artsruni ve Ermeni Milliyetçiliğinin Irkçı-İşbirlikçi Kökleri) başlıklı bir tebliğ sunacak. İngilizcesi ve Rusçası


İnciraltı Tarih Cemiyeti’nin Mehmet Perinçek ve Özlem Kumrular’la “Zaman Treni” kitabı ile ilgili yaptıkları röportaj.


Mehmet Perinçek, Teori dergisinin Mart sayısında Nâzım Hikmet’in bilinmeyen bir yazısını yayımladı. Nâzım, Milli Mücadele yıllarında Anadolu’da savaşan Türkistanlı Bolşevik Hacı’yı anlatıyor.


06/02/2008 tarihinde Rus Nezavisimaya gazetesi, 22/02/2017 tarihinde yakalanan Fethullah Gülen’in avukatı Orhan Erdemli ve Mehmet Perinçek’le Fethullah Gülen üzerine karşılıklı röportaj yapmıştı. Bu röportaj, iki ay sonra Ergenekon’un ilk büyük dalgasında gözaltına alınan “şüphelilere” sorgu sırasında sorulmuştu. Röportajlar, ayrıca şu bağlantılardan da okunabilir:   ve  


Mehmet Perinçek, Rakka Operasyonu’nu Rus haber ajansı Sputnik’in Azerbaycan koluna değerlendirdi.


 Sina Koloğlu, Milliyet’teki köşesinde, Mehmet Perinçek ve Özlem Kumrular’ın “Zaman Treni” kitabını ve Ulusal Kanal’da katıldıkları programı yazdı. 


Mehmet Perinçek ve Özlem Kumrular, Ulusal Kanal’da Gülgûn Feyman’ın sunduğu Nasıl Yani programında Zaman Treni kitabını konuştular. 


İnciraltı Tarih Cemiyeti üyesi Sema Odacıl yazdı: ZAMAN TRENİ: Tarihin Renkli Vagonlarında Bir Seyahat


Mehmet Perinçek’in, Rus Vzglyad (Bakış) gazetesine Suriye’de son yaşanan “dost ateşi” olayı ve gelişmelerle ilgili verdiği demeç:
“Türk-Rus ilişkileri bundan kötü etkilenmeyecektir ve Türk Ordusu’nun Rus müttefiklerine güveni azalmayacaktır. Ancak Türkiye ve Rusya gelecekte bu tür hatalar olmaması için stratejik ortaklık kurmalıdır. Bu tabii ki arzu edilmeyen bir olay. Fakat biz biliyoruz ki Rusya, Türkiye’nin dostudur.
Rusya, Türkiye’nin Suriye’deki temel meselesinin Kürt ayrılıkçılığı olduğunu anlamalıdır. Suriye’deki Kürt grupları (PYD-YPG) açık bir şekilde ABD’nin stratejik ortağı olarak kalacaklarını söylüyorlar. Türkiye ve Rusya ABD’nin Suriye’yi terörize etme planlarına karşı durmalıdır. Rusya, Kürt ayrılıkçılığını desteklememeli, en önemlisi bu. Bu, Ankara ve Türk-Rus ilişkileri açısından hayati bir mesele. ABD’nin Kuzey Irak’tan Akdeniz’e açmak istediği Kürt koridoru Washington’un planıdır. Sözde Kürdistan planı, İran’ı, Suriye’yi, Türkiye’yi ve tabii Rusya’yı da hedef almaktadır. Ankara ve Moskova’nın bu meselede anlaşacağına eminim.” Odatv‘deki haberi.


Özlem Kumrular ve Mehmet Perinçek’in birlikte hazırladığı “Zaman Treni” kitabı, Aydınlık Kitap’ta.


Ermeni meselesine ilişkin tartışmalar olanca hızıyla sürerken Ermeni-Türk dostluğuna ilişkin bir yeni belge daha ortaya çıktı. Teori Dergisi’nde Mehmet Perinçek’in yayımladığı mektup, 10 Ağustos 1921 tarihli. Belge, Ermenistan Komünist Partisi’nin Rusya Komünist Partisi’ne yazdığı “Türkiye” değerlendirmesini içeriyor. Mektuptaki ifadelere göre, Türkiye’yi tehdit eden Taşnakları yıkarak kurulan sosyalist Ermeni Cumhuriyeti, Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesine açık destek veriyor.


Mehmet Perinçek’in Azerbaycan devlet haber ajansında yayımlanan demeci.


 Tarihçiler Özlem Kumrular ile Mehmet Perinçek’in hazırladığı Doğan Kitap etiketli “Zaman Treni”, birbirinden ilginç tarihi bilgilere yer veriyor. Uzman tarihçilerle yapılan söyleşilerden oluşan kitapta, Venedik Devlet Arşivleri’nde yer alan Kanuni Sultan Süleyman dönemini, tarihçi Serap Mumcu anlattı… CNN TÜRK


Tarihçiler Özlem Kumrular ile Mehmet Perinçek’in hazırladığı ve Doğan Kitap’tan çıkan “Zaman Treni” adlı kitap, tarihimizin en renkli bilinmeyenlerine ışık tutuyor. Değişik zamanlarda konusunun uzmanlarıyla yapılan söyleşileri bir araya getiren kitapta, tarihçi Tolunay Sandıkcıoğlu, 4 bin yıl önceki Anadolu mutfağını anlattı. İşte Sandıkcıoğlu’na göre Hititlerin sofrası… CNN TÜRK


Tarihçiler ve uzmanlarla yaptıkları söyleşileri ‘Zaman Treni’ olarak kitaplaştıran Mehmet Perinçek ve Özlem Kumrular’ın Gazete Duvar’a verdiği röportaj.


Mehmet Perinçek, Teori dergisinin Şubat sayısında Ermenistan Komünist Partisi’nin Rusya Komünist Partisi’ne Ağustos 1921 tarihli “Türkiye” değerlendirmesini yayımladı.


Aydınlık yazarı Sabahattin Önkibar: “Mehmet Perinçek ve Özlem Kumrular’ın çalışması olan “ZAMAN TRENİ” kitabı raflarda… Renkli ve ilginç bir tarih yolculuğuna çıkmak isteyenlere bu kitabı öneriyorum…”


Hürriyet yazarı Deniz Zeyrek, “Aynı olayı farklı pencerelerden görmek, onlar üzerinden aklının ve vicdanının kabul edeceği bir gerçeğe ulaşmaya çalışmak zevk aldığım uğraşlardan biridir. ‘Ermeni meselesi’ni hem Yusuf Halaçoğlu ve Mehmet Perinçek’ten hem Taner Akçam’dan okumak gibi…”


Özlem Kumrular ve Mehmet Perinçek’in bir dönem Ulusal Kanal’da yaptıkları “Zaman Treni” başlıklı tarih programı kitap oldu. “Zaman Treni: Tarihin Renkli Vagonlarında Bir Seyahat” başlıklı kitap, Türkiye’nin önde gelen tarihçileriyle söyleşilerden oluşuyor. Aydınlık‘taki haberi.


Mehmet Perinçek, Fransa Anayasa Mahkemesi’nin 1915 olayları ile ilgili aldığı kararı Rus haber ajansı Sputnik’in Azerbaycan sayfasına değerlendirdi.


Özlem Kumrular ve Mehmet Perinçek’in Ulusal Kanal’da hazırlayıp sundukları tarih programı “Zaman Treni” Doğan Kitap tarafından kitaplaştırıldı.


Mehmet Perinçek’in, Türkiye-AB ilişkileri üzerine İsveç’te çıkan röportajı.


Yeniçağ Gazetesi yazarı Ahmet Yabuloğlu: “Yaptıkları ciddi akademik çalışmalarla takdir toplayan Özlem Kumrular ve Mehmet Perinçek, Ulusal Kanal’da büyük beğeni toplayan “Zaman Treni” programında önemli tarihçiler ve uzmanlarla gerçekleştirdikleri söyleşileri kitaplaştırdı.”


Radyo D’de Güven Erkin Erkal’ın hazırlayıp sunduğu Maximum Rock’ta haftanın kitabı Zaman Treni.


“Ermeni Soykırımı” iftiralarına karşı Rusya arşivlerinden biriktirdiği tarihi dokümanları yayınlayarak “soykırım” iftiralarına karşı tutarlı yanıtlar veren İstanbul Üniversitesi Atatürk İlke ve İnkilapları Enstitüsü öğretim görevlilerinden Dr. Mehmet Perinçek Yeniçağ.Az’ın sorularını yanıtladı.


Hürriyet yazarı Yalçın Bayer, köşesinde, Mehmet Perinçek ve Özlem Kumrular’ın yeni çıkan “Zaman Treni” kitabına yer verdi.


Özlem Kumrular ve Mehmet Perinçek, önemli tarihçi ve uzmanlarla yaptığı söyleşileri “Zaman Treni – Tarihin Renkli Vagonlarında Bir Seyahat” kitabında bir araya getirdi.
Kitapta, Halil İnalcık’la da yapılmış bir söyleşi bulunuyor.
İnalcık, Cenevre görüşmeleri vesilesiyle son günlerde gündemde olan Kıbrıs’ın tarihine dair soruları ve kimi tarihçilerin dillendirdiği II. Selim’in Kıbrıs’ı güzel şarapları nedeniyle fethettiği iddialarını cevaplıyor.


Mehmet Perinçek ve Özlem Kumrular’ın birlikte hazırladığı Zaman Treni kitabı NTV.com.tr’de.


Mehmet Perinçek, İzmir saldırısını Rus haber ajansı Sputnik’in Azerbaycan koluna değerlendirdi.


Mehmet Perinçek, Ortaköy’deki Reina gece kulübüne yönelik terör saldırısını, Rusça yayın yapan Azerbaycan haber ajansına değerlendirdi.


Mehmet Perinçek’in, Teori dergisi için hazırladığı belge Odatv’de.